

Yola çıkıcağım dedim hazırlıkları tamamladım,güneye giderken yolda karar değiştirip kıvrak bir U ile kuzeye yol aldım...Mecburi istikametim o olmuştu,aklımdada gitmek,gidememek durumları hasıl olmuşken..2 haftalık sakal,yorucu ve bezdirici yolculuktan sonra kendimi doğdugum topraklara atıverdim..Hava her zamanki bilindik İstanbul havası,gri...Duman mı bulut mu bilemiyorum halada karar vermiş değilim ne olduğuna dair o görüntünün...Yazın bile mavi gökyüzüne bakmak istediğinde bünyeler o grimsi sis perdesini mavinin içine çalınmış gibi görür...Seviyorum yine de o pijama renkli İstanbul sabahlarını..Geldiğimiz yer taşra,vardığımız yerde aslında büyükçe bir taşra...Hala hal hatır sorarmış gibi yada selamlaşırmış gibi yolda omuz atan insanları,koca şehir ve içindeki ahalisi aynı anda havayı teneffüs edip en dip noktaya kadar iletiyorken atıverdim kendimi o kaotik dar sokaklarına...Özlemişim,yollarını arşınladıkça daha da belirginleşti bu özlem,bu gidişle eve bir kaç gece dönmem dedim kendime...Dönmedim de,ama artık geri dönüş vakti geldiğinde hala hasret gideriyorduk biz...
