22 Aralık 2008 Pazartesi

İstanbul



Yola çıkıcağım dedim hazırlıkları tamamladım,güneye giderken yolda karar değiştirip kıvrak bir U ile kuzeye yol aldım...Mecburi istikametim o olmuştu,aklımdada gitmek,gidememek durumları hasıl olmuşken..2 haftalık sakal,yorucu ve bezdirici yolculuktan sonra kendimi doğdugum topraklara atıverdim..Hava her zamanki bilindik İstanbul havası,gri...Duman mı bulut mu bilemiyorum halada karar vermiş değilim ne olduğuna dair o görüntünün...Yazın bile mavi gökyüzüne bakmak istediğinde bünyeler o grimsi sis perdesini mavinin içine çalınmış gibi görür...Seviyorum yine de o pijama renkli İstanbul sabahlarını..Geldiğimiz yer taşra,vardığımız yerde aslında büyükçe bir taşra...Hala hal hatır sorarmış gibi yada selamlaşırmış gibi yolda omuz atan insanları,koca şehir ve içindeki ahalisi aynı anda havayı teneffüs edip en dip noktaya kadar iletiyorken atıverdim kendimi o kaotik dar sokaklarına...Özlemişim,yollarını arşınladıkça daha da belirginleşti bu özlem,bu gidişle eve bir kaç gece dönmem dedim kendime...Dönmedim de,ama artık geri dönüş vakti geldiğinde hala hasret gideriyorduk biz...

22 Kasım 2008 Cumartesi

Yol


Uzun süre oldu,artık yadırgamaya başladım evimi,yatağımı bana ait olduğu söylenen herşeyi...
Alışmaya çalıştım burdaki yeni hayatıma,sokaklarına,çınarlı kahvesine ve bambaşka mavilikteki gökyüzüne...
Geldiğim yere dönemiyorum,defalarca terkedip sulu gözlerle özledimde sana geldim diyerek sarıldığım şehre,barınağıma...
Dönsem de kocaman bir yalan artık benim için,
Acı,tatlı,keder,hüzün,aşk ne varsa onu bana anlatabilecek gerimde kaldı aynen rakım ve balığım gibi...
Gittiğim yerde bulurmuyum düşündüklerimi,kafamdakileri,olmasını istediklerimi?
En azından deniyeceğim,burdada denedim...Olmadı ya ondan gidiyorum başka yerlere,hadi burada olur diyerekten...
Hayat,deneme yanılma yönetemini sonuna kadar kullanıcaz anlaşılan...
Şimdilik buraya kadar,
Yolcu yolunda gerek...

7 Kasım 2008 Cuma

Overdose Music...




"Ducky" had just signed off, l was sitting on the couch without knowing what to do...
Even though it was forbidden, I had lighted a cigarette.Found myself swimming in the sea of thoughts with mumbling on my own..
While mumbling l could finally find the track and the album it belongs in the mixed,crowded,chaotic and one within the other archive...
Turned off the lights,layed in the bed...
Actually l should have stayed away from this man in such days,but somehow l was caught suddenly in my thought tunnels...
Every note was like taking my nerves whose sound,lyrics and melody can kill a man right there...
As l mentioned,one must be away from this man on such days,moments and such times,otherwise it leads person in to endless labyrinths, you want to hold your head up to look around but he has already left you dead by sucking all your energy/power off...
May this be called to inject high dose music to the body?

31 Ekim 2008 Cuma

?



Günlerdir hep ucundan asılıp yeniden başlıyaçağım Go oynamaya diyerek kendime söz veriyorum ama sonrasında bir istesizlik hali,bıkkınlık ve kırgınlık hissedip kendimi kandırdığımı düşünmeye başladım...Uzun süre oldu,aslında 6 aydır oynadığım oyunlar iki elin parmak sayısı kadar ya var ya yok...Go-Ban,taşlar ve ben,artık küs gibiyiz...Ya ben Go'yu terkettim yada o beni,O beni terk ettiyse haklı...Uzun süredir oynamayan birine fazla bile tahammül etti,yeniden kapılmak istiyorum oyunun sihirine,parmakların arasındaki taşın tahtaya değişini özledim,kaybedilen oyun sonrası şunu yapsaydım demeyi,rakibin gözlerine bakıp içindeki sevinç gösterisini görmeyi...
Varmı oynamak isteyen birileri?

30 Ekim 2008 Perşembe

Şu anda..

Nereye gitmek istersin şu anda diye sorulsa,akllımdaki onca farklı yere ragmen koşulsuz vede düşünmeden Marakeş olurdu cevabım...




Dar sokakları,havaya karışan yüzlerce adını sanını bilmediğim baharat ve bitkinin kokusunu içime çekmek,oturup bir sokak arasında Nane çayı içip sırtımı yüzyıllık bir duvara dayayıp etrafı izleyip,ezan ve bitmek bilmeyen bir şey satabilmek için çabalayan seyyar satıcıların,yankesicilerin saga sola koşturan her türlü insanın seslerini dinlemek aynen Marakeş'te sesler gibi...Herkesin aksine her zaman için böyle alternatif tatil ortamlarını ve tehlike kokan yerleri daha çok benimsemişimdir,o yüzden Marakeş ilk aklıma gelen yerlerden birisi bu konuda...Marakeş,Hızlı yürü anlamına geliyormuş ama gidersem agır yürüyecegim kesin..Buda benim gelecekte bir tatil planım işte...

29 Ekim 2008 Çarşamba

Counting Crows


It's been years that l didn't listen this album... I dived into my old belongings to see whatever around, and amongst many thing else, l found "August And Everything After" by Counting Crows, which made me smile. I was so young when l began listening this album, and the group was about to launch their third. I listened the others too, but l enjoyed with that the most.

I listened "Saturday Nights And Sunday Mornings" now, i can say after all those years, they are still making quite good. I'll let myself free and listen all their records today...

28 Ekim 2008 Salı